Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Bir yazarı bütün eserlerini okuyacak kadar neden takip ettim? Dost meclislerinde dostoyevski benim peygamberimdir dedim ki bu söz eve gelen gündelikçi abla ile aramızı bozuyordu neredeyse o konuya bir ara gelirim. Borges, bir insan ilkokula başladığı günü bir de dostoyevski’yi ilk kez okuduğu zamanı unutmaz demiş. Hakikaten evimizde bulunan yüz temel eserlerden biriydi suç ve ceza ama elips yayınlarından bir basımdı bu kitap daha nihal yaluza taluy’un çevirileri ile tanışmamıştım. Abimin odasında yeşil koltuğumuzda okumaya başlamıştım üniversitenin daha başlarıydı, sınav filminde okan bayülgen, tuba büyüküstün’e 8 yıl ilkokul, 3 yıl da lise hakikaten bu çocuklara neden dostoyevski okutmazlar diye soruyordu cevabı da kendisi veriyordu bir şeylere uyanmasınlar diye. Lisede sabahattin ali, hemingway, yaşar kemal okuduğumu hatırlıyorum ama dostoyevski’ye nedense tam da bu repliği destekler gibi sıra mı gelmemişti ya da bilinçli olarak uzak mı tutuluyorduk bilemiyorum komplo teorilerini pek üretmeden burayı es geçelim. Dostoyevski öncesinde çok acımasız kendi ilkelerinden asla ama asla taviz vermeyecek bu uğurda belki de testosteron etkisiyle psikopatlığa varacak şekilde yaşayan biriyken onunla birlikte ne anadan ne babadan öğrendiğimiz merhamet duygusunu öğrendim. Hiçbir şey olmasa bile ona sadece bunun için saygı ve sevgi besleyebilirim. Karamazov Kardeşlerdeki İvan ile kendimi özdeşleştirmem dışında tabii ki. Yeraltından Notlar’da insanların o aşağılık duygularını gururlarıyla kapatmalarını işlemesi ayrıca yeraltı edebiyatının da kısa ama öz bir giriş kitabı olması ile beni yakalamıştı. Suç ve Ceza’da herkesin üzerine bir kez dahi düşündüğü vicdan muhasebesi ve vicdanın boyutları üzerine okurun verdiği mücadeleyle en sonunda raskolnikov’un işlediği suça okuru ortak edebilmesi ile zaten neden büyük bir yazar olduğunu kanıtlamıştı. Dostoyevski’nin özgür iradeye yaklaşımına da buradan yola çıkarak üç örnek verebiliriz.

  • Yeraltından Notlar: “Özgür olduğumu kanıtlamak için kendime zarar verebilirim.”
  • Raskolnikov (Suç ve Ceza): “Özgür olduğumu kanıtlamak için ahlaki sınırı aşabilirim.”
  • Prens Mışkin (Budala): “İyi olanı seçerken bile kendimi yok edebilirim.

Ayrıca Karamazov Kardeşlerdeki alyoşa ve ıvan’ın şu pasajı onun inanç ve şüphe ikilemine dair çok güzel bir örnek verecektir bize: “küçücük, beş yaşında bir kızcağızdan anası babası, “saygıdeğer, mevki sahibi, okumuş, terbiye görmüş” insanlar nefret ediyorlardı. bak, bir daha kesin olarak söyleyeyim, bazı insanlarda çocukları, sadece çocukları hırpalama zevki tam bir tutkunluk hali almıştır. insan cinsinden başka yaratıklara karşı avrupalılar gibi aydın ve insan sever, son derece hatırlı, yumuşaktırlar. ama çocukları hırpalamaktan pek hoşlanırlar, hatta çocukları bu anlamda severler. canavarları, karşısındakinin aczi kendini koruyamayan kimseye sığınamayan bir yavrunun melekvari, safça güveni büsbütün kışkırtır. bütün bunlar zalimin damarlarındaki kötü kanı kızıştırır. şüphesiz, her insanda bir hayvan gizlidir; hiddet, hırpaladığı kurbanın haykırışlarından kabaran şehvet hayvanı sefahatin verdiği kötü hastslıkların, nekris, böbrek, vb. illetlerin hayvanı, zincirinden boşanmış bir canavar… o zavallı beş yaşındaki kıza aydın geçinen ana babadı çeşitli eziyetler ederlerdi. elle, sopayla döver, zaman zaman tekmeler, neden yaptıklarını iyice bilmeden çocuğun vücüdunu çürük içinde bırakırlardı. sonunda işkencenin en incesine vardılar: haber vermediği için küçük kızlarını kışın en soğuk gecelerinde helaya kapatmaya başladılar.(sanki o yaşta, deliksiz uykuya dalmış bir çocuk aptesi geldiğini haber vermeyi bilebilirmiş gibi) ceza olarak pisliğini yüzüne sürüyor, ağzına sokarak yemeğe zorluyorlardı. bunu yapan, kızın öz annesiydi! bu ana, kızının pis helada inlediğini duyarken yatağında rahat uyuyabiliyordu! düşün, başına geleni kavrayamayacak kadar küçük yaratık o murdar, karanlık, soğuk yerde, ufacık eliyle sızlayan göğsünü yumruklayarak gözyaşları döküyor, “tanrıcığı” na onu koruması için yalvarıyordu. saçmalığa akıl erdirebiliyor musun sen dostum, kardeşim, dindar rahip adayı? bu saçmalığın ne gereği var, dünyada varlığının nedeni ne? bu olmasa, insan iyilikle kötülüğü ayırt edemeyeceği için yaşayamazmış derler. bu kadar pahalı ya patlayan iyilikle kötülüğün canı cehenneme! bir yavrunun “tanrıcığı” na döktüğü gözyaşları dünyanın bütün bilgisine bedeldir. büyüklerin acılarını hesaba katmıyorum; onlar elma yemiş; cehenneme kadar yolları var, fakat bunlar, bunlar!… üzüyorum seni alyoşa, bir tuhaf oldun, istersen bırakayım.” İşte burada inanç ve şüpheyi o kadar iyi vurguluyor ki dostoyevski ile beraber petersburg’da yaşamak istiyorsunuz

Freud gibi psikanalizin babası dahi Dostoyevski olmasaydı psikanalizin gelişimi gecikirdi demiş, bu kadar iyi insanları analiz edebilen birisinin hayatında yaşarken aslında hem ailesinden hem de yazar çevresinden hiç takdir görmeyişi beni hep üzdü ama her efsane gibi yaşadığı zaman değil öldüğünde değeri bilindi.

Dostoyevski ile ayrıştığım noktalar da var amansız bir ortodoks hristiyanlığı savunucusu ve rus milliyetçisi olması ayrıca batıya ve sosyalizme karşı fikirleri ki sosyalizmi hayalcilik olarak nitelemesi bunlar hep ona dair bende içimde tuhaf tarif edemediğim tam oturmamışlık hissi yarattı. Belki de ülkücülerin ahmet kaya dinlemesi gibiydi onu değil ben de eserlerini seviyordum bu adamla politik olarak bu kadar kavga ederken insan konusunda neden hâlâ ona dönüyorum?

Peygamber mevzusuna dönecek olursak bir yol gösterici örnek kişilikten ziyade insanın görmek istemediği taraflarını da haber veren birisi olarak gördüm hep. İnsanın o karanlık yönlerini gösteren çünkü iyi olmak biraz da buradan geçiyor o cesareti göstermekten bunu yapabildiğimiz ölçüde gerçekten iyi olabiliriz.

Dostoyevski’den sonra artık insanları genel geçer fikirlerle kategorize ettiğim bir yaşamım yok her insanın bir hikayesi olduğuna ve dinlenmeye en azından 10 dakika kadar değeceğini düşünüyorum. Belki de psikiyatrist olmak istememin nedeni de bu gerçi orada en az elli dakika civarı dinleniyor ama eski sevgilim erich fromm’un dinleme sanatını hediye etmişti lan acaba bunun için miydi? Evet insanları dinlemeyi öğrenmem gerekiyor. hocam bu dersi nereden alabilirim eğitim paketleriniz var mı?

Not: Gündelikçi abla birgün evde tshirtlerimi ütülerken rusça kiril alfabesiyle üzerinde dostoyevski silületi olup dostoyevski benim peygamberimdir yazılı tshirtimü görmüştü günah değil mi diye sormuştu, ben de yanlış yazmışlar diye geçiştirmiştim.

Leave a Reply