Demirtaş

Selahattin Demirtaş neden Türkiye siyasetinde yalnızca bir siyasetçi olarak okunamaz?

Demirtaşla ilgili olarak ilk anılarım dtp grup başkanvekili iken ve bdp genel başkanlığı yaptığı sıralarlarda, genel merkezin balgatta olduğu zamanlarda siyaset meydanında katıldığı programlarla alakalı. Hep söylenen bir kürt bu ülkede her şey olabiliyor ama kürt olamıyor söylemi üzerineydi. Hepimizde az çok böyle travmalar var. İlkokulda Bilkent’te okurken bir hocamız Dilan arkadaşımıza sanki Dilan isimli biri arap ya da türk olabilirmiş gibi sen kürt müsün diye sormuştu, o da biraz çekinerek; evet hocam demişti ben de içimden allahım ne olur bana sormasın, ne olur bana sormasın demiştim. Büyüdükçe ne kadar salak, faşizan insanlarla çevrili olduğunuzun farkına varıyorsunuz ama küçükken öyle değil işte. Küçükken dünyaya karşı savunmasız oluyorsunuz. Her ne kadar politik olarak bilinçli bir ailede büyüseniz bile. İşte Demirtaş’ın o söylemlerle çıkış yapması ile beni yakalamıştı. Lise zamanları meslek seçimi yapacağımız sıralarda babamdan dolayı ki onun yönlendirmesiyle hukuk okumaktan vazgeçmiştim en büyük pişmanlıklarımdan biridir.

Demirtaş, siyasi tutsak, bedel ödeme kültürümüzün en gözde örneklerinden. Hayatı ve yaşadıkları çoğu Kürt gencinin başından geçenlerle paralel. Yılmaz Erdoğan’ın Ankara şiirinde geçen; ”hülasa kente hukuk mukuk okumaya mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş, anadolu çocukları” dizelerindeki çocuklardan sadece bir tanesi. Umarım bırakıldığı zaman diğer çocuklarla beraber onu alıp tekrar anadolu’ya dönebiliriz. Bu aralar biraz sanki kendisi içeride kalmak istiyor gibi bunun nedenlerine daha sonra geliriz.

Türk solu ve Kürt özgürlük hareketi arasındaki toksik ilişkinin düzelmesi için Demirtaş ile Hdp’nin pratikteki konumu ve o zamanki Öcalan’ın teorisini ortaya koyduğu Türkiyelileşme kavramı çok önemliydi fakat ve proje çözüm süreci ile ilişkilendirildi. Çözüm sürecinin bitmesi ile bir nevi rafa kalktı. İlk çözüm sürecindeki karşılıklı güvensizlikler ve bunun yarattığı şiddet ortamı başka yazıların konusu.

Demirtaş işte böyle bir ortamda sazıyla, mizahıyla kendini farklı daha çok bizden hissettirdi zaman zaman Türkiye’de genel geçer kanı olarak var olan Kürt siyasilerin örgüt ile parti arasındaki sıkışmışlığını aşan bir konumdaydı ki bu konumu onu big bossun gözünde tehlikeli bir konuma getirebildi ki aba altından sopa gösterir gibi imralı notlarında da geçen senin de iki kızın var dikkat etmelisin denerek gözdağı verildi. İşte Demirtaş’ı güçlü yapan böyle bir figür olmasaydı. Belki de o zamanlar bazı güçler örgütün, hdp ve Selahattin Demirtaş üzerinden siyasallaşmasını istemiyordu.

Zamanında mecliste grup toplantısına katıldığımız zaman onunla tanışmak için gitmiştim ama şansıma o gün diğer eş başkan figen yüksekdağ grup toplantısına başkanlık yapacaktı neyse grup toplantısından sonra figen hanım odasında ağırlamıştı bizi çıkışta annem sizi çok seviyor diye fotoğraf çekinmek istemiştim bir dahaki sefere anneni de getir demişti, bunu dedikten bir ay sonra gözaltına alındı ve Demirtaş gibi o da o tarihten itibaren tutsak.

Bir siyasetçi fiziksel olarak siyasetin dışına çıkarıldığında gerçekten siyasetin dışına çıkar mı?

Bunu Öcalan üzerinden de okuyabiliriz ki kendisi kaç senedir hem örgüt hem türkiye hem ortadoğu siyasetine yön veriyor. Demirtaş aday olması, avukatları aracılığıyla acaba bu konu hakkında yorumu ne olacak bekleyişleri ayrıca yazdığı kitaplar ile ki kendisi bir ara siyaseti bıraktığını açıklasa bile bunun olamayacağını bize gösterdi.

6-8 ekim olaylarındaki rolünü tartışmak gerekir tabii ki ama suçluyu direkt onu göstermek yanlış bir yaklaşım olur. Ayrıca hdp ve pkk arasındaki geçmişten gelen gelenekçi tutumlar ve artık iktidarın kim olacağı kavgası ki örnekleri var IRA’nın Sinn Fein üzerinden yasallaşması gibi bunlar o zaman konuşulmadı ama şu an artık çerçeve yasadan sonra mevzunun buralara geleceğini ve Demirtaş’ın tam da bu noktada yeniden aktif rol alacağını düşünmekteyim.

Demirtaş’ın siyasi mirasını belirleyecek şey yalnızca başına gelenler değil, Türkiye’ye önerdiği siyasal dilin onsuz yaşayıp yaşayamayacağıdır.

Bir daha gel Edirne’den siyah saçlı kara gözlüm nerde, nerde, nerdesin dost?

Leave a Reply